bütün olarak

adv. completely, totally, bodily, en bloc, outright
* * *
as a whole

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • bütün bütüne — zf. Bütün olarak, tamamıyla Gönlümü yararak bütün bütüne / Benzedim sararmış yaban gülüne. F. N. Çamlıbel …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yekpare — sf., Far. yek + pāre 1) Bir parçadan oluşan, tek parça, bütün Pencerelerin karşı duvarı yerden tavana kadar yekpare aynayla örtülüydü. C. Uçuk 2) zf. Tek parça olarak, bütün olarak Tarih, yekpare görülecek, topyekûn sevilecek yahut da nefret… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bireşim — is. 1) Parçaların veya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleştirilmesi 2) Bu biçimde oluşan bütün 3) fel., kim. Sentez …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • evren — is., gök b. 1) Gök varlıklarının bütünü, kâinat, cihan, âlem, kozmos Eski yorumcular daha ileri gitmiş, evrenin yaratılmasında ve doğanın kurallarında bile matematik bir öz bulmuşlardır. H. Taner 2) Düzenli ve uyumlu bir bütün olarak düşünülen… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tulum — is. 1) Bazı yiyecek ve içecekler için koruyucu kap olarak kullanılan, önü yarılmadan bütün olarak yüzülmüş hayvan derisi 2) Gövdesi bu deriden yapılmış üflemeli çalgı, gayda Ben zatınıza tulum şişirmesini öğreteyim, siz de bana kemançeyi öğretin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bağlam — is. 1) Deste 2) Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst Uygarlık bağlamında Batı ve Doğu diye bir ayrım yapılmamakta bir bütün olarak düşünülmektedir. A. Cemal 3) db. Bir dil birimini çevreleyen, ondan… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • batarya kutusu — is., tek. Bataryanın bütün olarak taşınmasını sağlayan sandık …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • hâkim — sf., Ar. ḥākim 1) Egemenliğini yürüten, buyruğunu yürüten, sözünü geçiren, egemen Arkasında yavaş fakat çok hâkim bir ses işitmişti. A. Gündüz 2) Başta gelen, başta olan, baskın çıkan 3) Duygu, davranış vb.ni iradesiyle denetleyebilen (kimse) Bir …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • imambayıldı — is. Bütün olarak kızartılmış ve ortası yarılmış patlıcanın içine soğan, sarımsak ve domatesli iç konularak yapılan zeytinyağlı yemek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • prefabrikasyon — is., Fr. préfabrication Ev, gemi vb. şeylerin önceden hazırlanmış bir plana göre, bir bütün olarak birleştirilmesi yöntemi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • serapa — zf., esk., Far. serāpā Baştan başa, bütün olarak İniverdik uyumuşların önüne karadan gemilerle / Kesildiler serapa nur, serapa hayret. F. H. Dağlarca …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.